5 Yıldızlı Otel Konforunda Bir Hastane Mehmet Toprak Hastanesi

 

Son zamanların en dikkat çeken isimlerinden ve ödüllü bir hastane olan Mehmet Toprak Hastanesi‘nin kurucusu Doktor Mehmet Toprak‘ın kendi ağzından bu başarısının sırrı olan hastanesinin özelliklerini dinlemeye ne dersiniz?

Doktor Toprak; “Öncelikle hastanemize gelen hastalarımızın ilk olarak, hastalığını unutturacak bir hizmet anlayışımız ve bunun akabinde mimari çizgilerimizle de bunu desteklemekteyi ana hedefimiz olarak görmekteyiz. 20.000 m2 kapalı alanlı, 5 yıldızlı otel dizaynı ile konforlanmış 54 doktor kadrolu, 8 ameliyathane, 68 yoğun bakım yatağı, toplam 160 yataklı fizik tedavi, anjio merkezi, MR merkezi bulunan A plus bir hastanedir.

 

Plastik ve estetik cerrahi, obezite ameliyatları endoskopik teknolojik tüm ameliyatlar, omurga ameliyatları, kalp ameliyatları, onkolojik ameliyatlar, anjio ve stent, kalp pili takılması, proctoloji, meme, endokrin merkezleri, inme merkezi, ortopedik ve beyin ameliyatları ve tüm ileri merkezli operasyonlar yapılabilmektedir.

 

Hastanemiz SGK ve tüm özel sigortalarla anlaşmalı olup, uluslararası sağlık birimi ile yabancı hastaları da ağırlamaktadır. Bölgede uygun fiyat politikası ile A+ hizmet veren bir hastane olmasının yanında, her türlü hizmeti bilimsel kadrosuyla bir arada verebilmektedir.

 

Songül Estetik Yazın Son Günleri Kavurmaya Devam Ediyor!

Mehmet Toprak Hastanesi’nin başarılı güzellik uzmanı Songül Güney Erzurumlu; diğer adıyla Songül Estetik, uygulamalarıyla ve aldığı başarılı sonuçlarla, sonbahara bomba gibi bakımlarla merhaba diyor. Yıllardır başarılı çizgisini bozmayan Erzurumlu, Mehmet Toprak Hastanesi bünyesinde bir çok cerrahi müdahaleleriyle de bayanların güzelleşme durağı olmaya devam ediyor.

Bir çok ünlünün tercihi haline gelen Songül Estetik, yazın lekelenen yıpranan ciltleri özel kür bakımları ve cihazlarıyla, yeni sezonda da, kişisel bakımlarınıza, güzellikle ilgili bütün sorunlarınıza çözüm bulmaya hazır. Maltepe’de hastane konforuyla müşterilerine hizmet veren Songül Estetik, güzellik merkezleri arasında fark yaratmaya devam edeceğe benziyor.

Çocuğunuzun psikolojik rahatsızlık potansiyeli taşıdığında dair 13 belirti

Çocuğunuzun psikolojik rahatsızlık potansiyeli taşıdığında dair 13 belirti

Peki ya görülemeyen yaralar? Bir çocuğun okulda ya da sokakta arkadaşlarıyla sorun yaşaması veya açıklanamayan davranışları olması farklı bir durumdur. Ebeveynler bu gibi durumlarda, genelde kendilerini şaşkınlık içerisinde hissederler ve ne yapmaları gerektiği konusunda bir türlü emin olamazlar.

Çocuğunuzun psikolojik rahatsızlık potansiyeli taşıdığında dair 13 belirti

İstatistiklere göre, her beş çocuktan birinde duygusal veya davranışsal bir bozukluk bulunuyor. Siz de bir ebeveyn olarak, bir şeylerin doğru gitmediğini fark edebilirsiniz ancak nedeninin ne olduğu veya ne yapılması gerektiği bir sır olarak kalır. Çocuklardaki psikolojik rahatsızlık belirtilerini fark edemezsiniz. Bir doktor, bir akraba veya bir arkadaşınız size bunun geçici bir süreç olduğunu söyleyebilir; ama siz zamanla notların herhangi bir iyileşme göstermediğini hissedersiniz.

Çocuğunuzun psikolojik rahatsızlık potansiyeli taşıdığında dair 13 belirti

Az sonra okuyacaklarınız, çocuklardaki psikolojik rahatsızlıkların belirtileri olup, özel bir dikkat gösterilmesi gereken bir sorunun da işareti olabilir. Eğer çocuğunuz bu semptomlardan bir veya birkaçını yaşıyorsa, bunun sadece stresle ilgisi olmayabilir. İşte o belirtiler!

Çocuğunuz okulda daha fazla zorlanıyorsa…

Çocuğunuzun psikolojik rahatsızlık potansiyeli taşıdığında dair 13 belirti

Diğer çocuklara zorbalık yapıyorsa…

Kendini yaralamaya çalışıyorsa…

Çocuğunuzun psikolojik rahatsızlık potansiyeli taşıdığında dair 13 belirti

Arkadaşlarından ve ailesinden kaçıyorsa…

Sıklıkla ruh hali değişiklikleri yaşıyorsa…

Çocuğunuzun psikolojik rahatsızlık potansiyeli taşıdığında dair 13 belirti

Öfke patlamaları veya aşırı korku gibi yoğun duygular yaşıyorsa…

Enerjisi veya motivasyonu yoksa…

Çocuğunuzun psikolojik rahatsızlık potansiyeli taşıdığında dair 13 belirti

Konsantre olmakta güçlük çekiyorsa…

Uyumakta zorluk çekiyor ya da çok kabus görüyorsa…

Çocuğunuzun psikolojik rahatsızlık potansiyeli taşıdığında dair 13 belirti

Çok fazla fiziksel şikayeti varsa…

Görünüşünü ihmal ediyorsa…

Çocuğunuzun psikolojik rahatsızlık potansiyeli taşıdığında dair 13 belirti

Kilosu, fiziği veya görünüşüyle ​​ilgili takıntılıysa…

Her zamankinden daha fazla veya daha az yemek yiyorsa…

Çocuğunuzun psikolojik rahatsızlık potansiyeli taşıdığında dair 13 belirti

Bipolar bozukluk, anoreksiya, depresyon gibi ciddi psikolojik rahatsızlıklar, çocuklarda kendilerini bu belirtilerle gösterebilir. Bu nedenle daima ebeveyn radarınızı açık tutmaya ve çocuğunuzda her zamankinden farklı davranışlar gözlemlediğinizde bunları dikkate almaya özen gösterin. 

Tıp dünyasındaki dijital gelişmeler!

Tıp dünyasındaki dijital gelişmeler!

Belki farkında değiliz ama dijital sağlık alanında dünyadaki belli başlı firmalar tam bir yarış ve kapışma halindeler. Bu yarışta Google bile en önde gidenlerden, hatta yapay zeka oluşturma çalışmalarına hız vermiş durumda ve 2013 yılında bu çalışmaların başına Ray Kurzweil mühendislik müdürü olarak getirildi. “Bu adam da kimdir?” derseniz: Kurzweil, teknolojinin geleceği konusunda 1990’lardan bu yana 147 tane öngörüde bulunan ve bunların yüzde 86’sı gerçekleşmiş bir kişi.

Taşınabilir bilgisayarlar, taşınabilir cihazlardan klavyelerin çıkarılması, kablosuz teknoloji, herhangi bir teknikte yazılanların dijital evrak haline getirilmesi konuları hep Kurzweil’ın gerçekleşen öngörüleri arasında. Kurzweil’a göre yakın bir gelecekte beynimizi bilgisayarlara bağlamak mümkün olacak. Kurzweil 2012’de hazırladığı kitabında beyin neokorteksinde insan düşüncelerinin oluşmasından sorumlu 300 milyon model işlemcisi bulunduğunu anlatmıştır. Yapay zekanın bu işlemcileri kullanabilecekleri ve insan kabiliyetlerini aşabileceklerini söylemektedir. Bundan sonrası insan beyninin bir işe yaramayacağı anlamına gelmemelidir. Bu bağlamda olabilecekler arasında beynimiz her türlü bilgisayar ile etkileşime girebileceği de bulunmaktadır. Hatta bu teknoloji sayesinde beynimizi yedeklemek de mümkün olabilecektir.

Tıp dünyasındaki dijital gelişmeler

YETKİLENDİRİLMİŞ BEYİN VE OTİZM

Teknolojik gelişmeler profesyonelleri iş bulma konusunda zorlayacak mı bilinmez ama gelişmeler insan gücünün daha az kullanılacağı noktalara doğru gitmektedir. Bu günün bebekleri yarın yapay zekalı oyuncaklarla oynarken bizlerde (doktorlar) hastanelerde robot hemşire ve arkadaşlarla beraber mesaimizi tamamlayacağız. Yani gelecek bugünün dünyasından oldukça farklı olacaktır. Hazırlıklı olmalıyız. Doktorlar dijital okuryazarlık konusunda ister istemez kendilerini geliştirmek zorunda kalacaklardır. Belki dijital okuryazarlık diye bir meslek dahi icad olunabilir. Sağlık hizmetlerinde robotların yapamayacağı alanlar olacak ve bu alanlar daha da değerlenecektir. Bu alanlardan biri de empatidir.

Otomasyon, robotlar ve yapay zeka insanların rekabet edemeyeceği bilişsel becerilere sahip olacaktır. İnsanlara kalan alanlar neler olabilir? İlk akla gelenler; empati yanında yaratıcılık, merhamet ve hasta veya yakınlarına duygu aktarımı alanları… Robotlar ameliyat yapabilir ama riskler hakkında hasta ya da yakınının elini tutarak bilgi veremez. Belki çok uzak bir tarihlerde robotlar da bu insancıl görevler hakkında programlanabilir ancak toplumsal bir varlık olarak hiç bir şey insana dokunmanın yerini alamayacak ve her zaman insanlar buna ihtiyaç duyacaklardır. Doğrudan kişisel bakım, evde hasta bakımı ve hemşire yardımcılığı ileride en cazip iş alanları olabilir. Gelişen robot çağı sağlıkta bu meslekleri ön plana çıkaracaktır.

Tıp dünyasındaki dijital gelişmeler

DİJİTAL TIP VE ALTERNATİF TIP

Bir hastanın iyileşme sürecinde sadece mekanik girişimlerle sonuç almak her zaman mümkün olmamaktadır. Geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulamaları her zaman iyileşme yelpazesinin bir kanadını oluşturacaktır. Ana akım tıp uygulamalarına holistik yaklaşımlar, tamamlayıcı yöntemler ustaca monte edilmelidir. Alternatif tıp uygulamaları adı altında insanların sömürülmesine, maneviyatlarının istismar edilmesine ve de şarlatanlıklara engel olunmalıdır. Sağlık hizmeti sunanlar, tüketiciler ve politika yapıcılar, tamamlayıcı ve alternatif tıp ile konvansiyonel sağlık bakımının çeşitli sağlık alanlarındaki göreceli konumlarını daha iyi anladığında, bunları uygun bir şekilde bütünleştirebilme yeteneğine sahip olabilecektir. Yoğun dijital tıbbı uygulamaların bir anlamda mekanik, ürkütücü uygulamaların güncel hale geleceği her durumda manevi gereksinimlerin parodoksal olarak daha da artacağı kanısındayım. Yeni yapay kalplerden elektronik aspirine kadar birçok uygulama göz önüne alındığında geleneksel ve tamamlayıcı tıp talebi artacak, şifacılar, terapistler ve de hastaya en çok dokunanlar ön planda olacaktır.

Tıp dünyasındaki dijital gelişmeler

arpanetmedya.com’a teşekkürler.

Sarımsağın faydaları nelerdir? Sarımsak neye iyi gelir?

Sarımsağın faydaları nelerdir? Sarımsak neye iyi gelir?

Latince adı Allium sativum olan sarımsak, soğanlı bir bitki türüdür. Soğan ve pırasayla akrabadır. Boyu 25 ila 100 santimetre olan sarımsağın yapraklarında, sapında ve toprak altındaki soğanlarında kokulu bir yağ bulunur.

Sarımsak, antik dönemlerde Mısırlılar, Babilliler, Yunanlar, Romalılar ve Çinliler tarafından tıp amaçlı kullanılmıştır. Sarımsağın sağlığa etkilerinin kaynağı, kesildiğinde ya da ezildiğinde ortaya çıkan ve sarımsağa kokusunu veren kükürtlü bileşiklerden biridir. Allisin adı verilen bu bileşik vücudun çeşitli organları üzerinde çeşitli etkiler yapar.

Allisinin faydalarına geçmeden önce sarımsağın besin değerlerini de bir inceleyelim. 28 gram sarımsak günlük manganez ihtiyacınızın yüzde 23’Ünü, B6 vitamini ihtiyacınızın yüzde 17’sini, C vitamini ihtiyacınızın yüzde 15’ini, selenyum ihtiyacınızın yüzde 6’sını karşılar. Bu miktar sarımsakta 0,6 gram lif ayrıca kayda değer miktarlarda kalsiyum, bakır, potasyum, fosfor, demir ve B1 vitamini bulunur. Öte yandan sarımsağın kalorisi çok düşüktür. Bu kadar sarımsakta 42 kalori, 1,8 gram protein ve 9 gram karbonhidrat bulunur.

Sarımsağın faydaları nelerdir Sarımsak neye iyi gelir

Sarımsağın faydalarının en başında bağışıklık sistemini güçlendirmesi gelir. Özellikle soğuk algınlıklarına ve gribe iyi geldiği, çok sayıda araştırmayla kanıtlanmıştır. Bu nedenle çok sık hasta olan kişilerin günlük beslenme düzenlerine sarımsağı dâhil etmeleri önerilir.

Sarımsağın yararlarından bir diğeri, içindeki aktif bileşikler sayesinde kan basıncını dengelemesidir. Bu nedenle yüksek tansiyonu olan kişilerin sarımsak tüketmesi tavsiye edilir. 24 hafta süren bir araştırmada günde 600 ila 1500 miligram sarımsak tüketiminin bilinen bir tansiyon ilacına eşdeğer etki yaptığı görülmüştür.

Sarımsak tüketiminin bir başka faydası da kolesterol seviyelerini iyileştirerek, kalp hastalıkları riskini düşürmesidir. Toplam ve kötü kolesterolü düşüren sarımsağın iyi kolesterol ve trigliserit üzerinde bir etkisi görülmemiştir.

Sarımsakta ayrıca Alzheimer’ı ve bunamayı önleyen antioksidanlar bulunur. Bütün bunlar bir araya geldiğinde, sarımsağın insanın ömrünü uzattığı, yaşlanmayı yavaşlattığı söylenebilir.

Sarımsağın faydaları nelerdir Sarımsak neye iyi gelir

Sporcuların da düzenli olarak sarımsak tüketmesi önerilir çükü sarımsak çok eski dönemlerden bu yana bilinen bir performans artırıcıdır. Antik Yunan’da Olimpik sporcuların kullandığı sarımsağın bu yönde fayda sağlayabileceğine dair kemirgenler üzerinde yapılmış deneyler bulunur. Ancak insanların üzerindeki araştırmalarda henüz bu yönde bir bulgu elde edilememiştir.

Sarımsak ayrıca yapısındaki doğal kükürt sayesinde vücuttan ağır metallerin atılımını kolaylaştırabilir.

Son olarak insanlarda henüz bu yönde bir bulgu edilememiş olsa da, kemirgenlerde sarımsak tüketiminin östrojen azalışına bağlı kemik kaybını önlediği gözlemlenmiştir. Menopoz dönemindeki kadınlarda yapılan bir başka araştırma da sarımsak tüketiminin östrojen seviyelerini yükselttiğine işaret etmiştir. Bu durumda sarımsağın kadınlarda kemik yoğunluğunu destekleyici etkileri olabileceği söylenebilir.

Bedeninizi ve ruhunuzu kışa hazırlayın

Bedeninizi ve ruhunuzu kışa hazırlayın
Bedeninizi ve ruhunuzu kışa hazırlayın
Kış kapıda, peki siz kışı karşılamaya ne kadar hazırsınız? Soğuk kış günleri için bedeninizi ve ruhunuzu hazırlayarak soğuk havanın etkisini daha az hissedebilirsiniz.Günlük protein tüketimi önemli
Gün içinde yeterli miktarda protein almanız gerekiyor. Protein ağırlıklı besinler tüketerek vücut direncinizi artırabilir ve doğal savunma sisteminizi koruyabilirsiniz. Böylelikle hastalıklara yakalanma şansınız çok daha az olur. Yumurta, süt ürünleri ve baklagilleri soğuk kış günlerinde sofranızdan eksik etmeyin.Meyve ve sebze alımını arttırın
Greyfurt, portakal, mandalina gibi meyvelerin tüketimi, içlerindeki C vitamini sayesinde vücudunuzu soğuk havalara karşı korumanıza yardımcı olabilir. Aynı zamanda nane, maydanoz, marul gibi yeşil sebzeler de daha zinde hissetmenizi sağlayarak kış aylarının en büyük yardımcısı olacak.Soğan ve sarımsak yiyin
Antimikrobiyel özelliği bulunan soğan ve sarımsak, bağışıklık sisteminizi güçlendirerek soğuk hava ve hastalıklara karşı vücudunuzun hazırlıklı hale gelmesinde çok etkili iki besin. Yemeklerinizde soğan ve sarımsağa daha çok yer açın.Su içmeyi ihmal etmeyin
Yaz aylarından kış aylarına geçiş döneminde terlemeyle vücuttan su atımı azaldığı için, sıvı alımına ihtiyaç duymuyor olabilirsiniz. Ancak sıvı alımını azalttığınız zaman halsizlik, yorgunluk, isteksizlik gibi belirtiler kendisini göstermeye başlar. Günde 2-2,5 litre su tüketmeye özen gösterin.Daha fazla egzersiz yapın
Kışın depresyon belirtileri ve psikolojik rahatsızlıklar artış gösterebilir. Bununla başa çıkabilmek için günlük aktiviteler çok önemli. Düzenli bir egzersiz programı oluşturarak işe başlayabilirsiniz. Soğuk havada yürüyüş yapmak istemiyorsanız evde bir saatinizi ayırarak hem kaslarınızı çalıştırabilir hem de psikolojik olarak kendinizi daha iyi hissedebilirsiniz.Sosyal aktivitelere katılın
Soğuk havalar eve kapanmanıza neden olmasın. Evde kalmak, soğuktan kaçınmak iyi bir fikir gibi gelebilir fakat sosyal aktivitelerden uzak durmanız depresyon belirtilerini arttırabilir ve kendinizi kötü hissetmenize neden olabilir. Zaman buldukça sosyal ortamlarda yer almaktan çekinmeyin.Uyku düzeni oluşturun
Yetişkin bir kişinin ideal günlük uyku ihtiyacı 7,5 ile 8 saat arasındadır. Uyku saatlerinizi belirleyin. Belirlenen saatten fazla veya az uyumak yorgunluğa ve halsizliğe neden olabilir. Ne fazla ne az, tam belirlediğiniz ve vücudunuz için yeterli olacak kadar uyumaya özen gösterin. Bedeninizi ve ruhunuzu kışa hazırlayın
Kendinizi daha dinç, daha zinde hissetmeniz için güneşten ve gün ışığından olabildiğince yararlanmaya çalışın.

Kadınlarda erkeklere oranla daha fazla görülüyor

Kadınlarda erkeklere oranla daha fazla görülüyor

Hipertiroidi nedir? 

Beyin tabanında yer alan hipofiz bezinden kana TSH (tiroid uyarıcı hormon) salgılanır. Bu hormon tiroid bezinde T4 (tiroksin) ve T3 (triiyodotironin) isimli tiroid hormonları üretimini uyarır. Tiroid bezinin normalden fazla çalışarak fazla tiroid hormonu üretmesine “hipertiroidi” denir.

Hipertiroidinin belirtileri nelerdir?

Sıcağa tahammülsüzlük, aşırı terleme, ellerde titreme, çarpıntı, sinirlilik, saç dökülmesi, halsizlik, yorgunluk, kas güçsüzlüğü, kilo kaybı, ishal, adet düzensizliği, yumurtlama problemleri, gözlerde yanma, batma hipertiroidi belirtileri arasında yer alır.

Hipertiroidin tanısı nasıl koyulur? Teşhisi nasıl yapılır?

Hekim tarafından tıbbi öykünün alınması ve fizik incelemenin yapılmasını takiben hormon ölçümleri için kan testi istenir. TSH değeri normalden düşük iken T4 ve T3 değerlerinin normalden yüksek olması hipertiroidi tanısını koydurur. Hastalığın erken evresinde T4 ve T3 normal iken yalnızca TSH düşük bulunabilir.

Hipertiroidinin altında yatan nedenin belirlenmesi için kanda tiroid bezinin fazla çalışmasına neden olan ve bağışıklık sistemi tarafından üretilen antikorların ölçümü yapılabilir. Tiroid bezinin ne kadar fazla çalıştığını belirlemek için radyoaktif iyot alınım testi veya sintigrafi ve tiroid bezinin şekli, büyüklüğü ve nodül içerip içermediğini değerlendirmek için ultrasonografi yapılır.

Radyoaktif iyot (atom) tedavisi: Anti-tiroid ilaçlarla tiroid hormon seviyeleri normale getirildikten sonra tiroid bezini tahrip ederek kalıcı tedavi sağlamak için kullanılır. Bu tedavi sonrasında ömür boyu tiroid hormonu kullanılması gerekebilir.

Cerrahi: Genellikle diğer tedavilerden fayda görmeyen hastalarda tiroid bezi çıkartılarak kalıcı tedavi sağlamak amaçlı kullanılır. Bu tedavi sonrasında ömür boyu tiroid hormonu kullanılması gerekebilir.

Hipertiroidi hastaları nasıl beslenmelidir? Tüketecekleri yiyecekler nelerdir?

Hipertiroidi nedeniyle belirgin kilo kaybı olan hastalarda beslenme planında geçici olarak kalori ve protein düzenlemesi gerekebilir. Bu konuda hastayı takip eden endokrinoloji uzmanı ve diyetisyenin önerileri alınmalıdır. Ancak hastaların çoğunda anti-tiroid tedavi altında özel bir beslenmeye gerek duyulmaz. Buna karşılık hipertiroidinin kemikler üzerindeki olumsuz etkilerini önlemek amacıyla tüm hastalar doktorlarının önereceği miktarda günlük kalsiyum ve D vitamini almalıdır.

Prof. Dr. Okan Bülent Yıldız Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Endokrinoloji ve Metabolizma Bilim Dalı Avrupa Endokrinoloji Derneği Yöneticisi EndoBridge Kurucusu ve Başkanı

Yorgun uyanmaya, kilo almaya neden oluyor

Yorgun uyanmaya, kilo almaya neden oluyor

Hipotiroidi nedir?

Tiroid bezi, boynun ön alt kısmında yer alan, sağlıklı bireyde yaklaşık 20 gram ağırlığında ve kelebek şeklinde bir organdır. Vücudun enerji kullanımı, beyin, kalp, kaslar, tüm organ ve dokuların sağlıklı çalışabilmesi için tiroid bezinden kana normal miktarda tiroid hormonu salgılanması gerekir.

Beyin tabanında yer alan hipofiz bezinden kana TSH (tiroid uyarıcı hormon) salgılanır. Bu hormon tiroid bezinde T4 (tiroksin) ve T3 (triiyodotironin) isimli tiroidhormonları üretimini uyarır. Tiroid bezinin yetersiz çalışmasına “hipotiroidi” denir. Hipotiroidi durumunda kana salınan tiroid hormonu miktarı azalır.

Hipotiroidinin belirtileri nelerdir?

Halsizlik, yorgunluk, üşüme, cilt kuruluğu, saç dökülmesi, kabızlık, kilo alma, adet düzensizliği, yumurtlama problemleri, kas ve eklem ağrıları ve kramplar, depresyon, konsantrasyon güçlüğü, unutkanlık hipotiroidi belirtileri arasında yer alır. Görüldüğü üzere bu belirtilerin hiçbirisi hipotiroidiye özel değildir.

Hipotiroidinin tanısı nasıl koyulur? Teşhisi nasıl yapılır?

Hipotiroidi tedavisinde levotiroksin etken maddeli sentetik tiroid hormonu ağızdan hap şeklinde kullanılır. Hastaların hemen tamamında yaşam boyu tedavi gereklidir. Günlük tiroid hormonu gereksinimi yaş, cinsiyet ve vücut ağırlığına göre kişiden kişiye değişiklik gösterir. Yaşamın belirli dönemlerinde (gebelik, yaşlılık, eşlik eden başka hastalıklar) doz değişikliği gerekebilir. Takipte doz ayarlaması TSH kan ölçümlerine göre yapılır.

Tiroid hormonu sabah aç karnına ve kahvaltıdan en az yarım saat önce alınır. Tiroid hormonunun mideden emilimi için aynı anda yanında başka bir ilaç kullanılmamalıdır.

Tiroid hormonu dozunun gereğinden fazla olması uzun dönemde kemik kaybı (osteoporoz), kalp hastalığı ve kalp ritim bozukluklarına neden olabilir. Buna karşılık yetersiz ilaç kullanımında hipotiroidi belirtilerinde düzelme olmayacağı gibi mental durum bozuklukları, fiziksel performans düşmesi, kolesterol yüksekliği ve kalp hastalığı riski artar. Ciddi hipotiroidinin tedavisiz kalması durumunda hipotiroidi koması (miksödem koma) gelişebilir.

Hipotiroidi hastaları nasıl beslenmelidir? Tüketecekleri yiyecekler nelerdir?

Hipotiroidi hastaları için özel bir diyet önerilmez. Ancak ülkemizde halen orta derecede iyot eksikliği olduğu için gebelik planlayan, gebe veya emziren kadınlarda günlük 100-150 mcg iyot takviyesi yapılması gereklidir.

Prof. Dr. Okan Bülent Yıldız Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Endokrinoloji ve Metabolizma Bilim Dalı Avrupa Endokrinoloji Derneği Yöneticisi EndoBridge Kurucusu ve Başkanı

Beyaz dişler neden daha sağlıklı değil?

Beyaz dişler neden daha sağlıklı değil?

Beyaz dişler neden daha sağlıklı değil

Araştırmalar insanların yüzde 18-52’sinin dişlerinden memnun olmadığını gösteriyor.

ABD’de diş hekimi ziyaretlerinin önemli bir kısmı diş beyazlatmak amacıyla yapılırken İngilizler sarı dişleriyle dalga konusu oluyor çoğu zaman. Magazin dergileri ve sinema ekranları ise bembeyaz, inci gibi dişlerle dolu.

Bu nedenle beyaz dişlerin sadece daha çekici değil, daha sağlıklı olduğunu düşünürüz.

Dişlerimizin rengini genlerimiz ve yaşımızın yanı sıra sigara, yiyecek ve içecekler ve belli ilaçları alıp almadığımız belirler. Yaş ilerledikçe diş mineleri aşındığından dişler sararır.

Lekeye neden olan şeyler

Domatesli soslar, kahve gibi kromojen içeren, renkli bileşimlere sahip yiyecek ve içecekler dişte lekeler oluştururken, bazı bakteri ve mantarlar da dişlere yeşilimsi veya grimsi bir görünüm verebilir.

Laboratuvarlarda deneyler yapılırken genellikle canlı insanların dişleri yerine daha geniş yüzeye sahip olduğu için inek dişleri veya çekilmiş insan dişleri kullanılır.

Diş hekimlerinde uygulanan beyazlatıcılar evde uygulanandan daha etkili maddeler içeriyor. Ancak tedavinin etkili olup olmaması kişiden kişiye değişiyor. Bazılarında bu işlemler dişlerde veya diş etlerinde geçici hassasiyete neden olabiliyor.

Beyazlatılan dişlerin beyaz kalması için lekelere neden olan yiyecek ve içeceklerden uzak durmak gerekiyor.

Ama genel olarak dişlerinizin beyaz olmaması sağlıklı dişlere sahip olmadığınız anlamına gelmiyor.

Beyaz dişler neden daha sağlıklı değil

Daima üşümenizin 5 olası nedeni

Daima üşümenizin 5 olası nedeni
Çok incesiniz
Düşük bir kiloya sahip olmak sizi birkaç nedenle daha çok üşüyen bir insan yapabilir. Bu nedenlerden ilki kilolu olduğunuzda sahip olduğunuz vücut yağının sizi koruması ve zayıf olduğunuzda da durumun tam tersi işlemesidir. Aynı zamanda kaloriyi artırmak metabolizma üzerinde bazı frenler bırakır. Bu nedenle de vücut ısısını yeterince artıracak fazlalıklara sahip olursunuz. Tiroidiniz var
Boynunuzdaki kelebek şeklindeki bezin sorumluluğu altında sandığınızdan çok daha fazla şey vardır. Uzmanlar her zaman üşüyor olmanın hipotiroit belirtisi olabileceğini söylüyor. Çünkü yeterli tiroit salgılamadığınızda üşüme gerçekleşiyor. Hipotiroidin diğer belirtileri saç dökülmesi, kuru cilt ve yorgunluktur. Tüm bu bulgular soğuk ellerinizde duruyorsa bir doktorla görüşmelisiniz. Yeteri kadar demir almıyorsunuz
Düşük demir seviyeleri kronik üşümenin en yaygın nedenlerinden biridir. Demir, kırmızı kan hücrelerinin yardımıyla vücudunuzu her tarafına oksijen taşınmasını sağlayan, sisteminizdeki her hücreye ısı ve diğer besinleri taşıyan önemli bir mineraldir. Yeteri kadar demiriniz yoksa kırmızı kan hücreleri işlerini gerektiği gibi yerine getiremez ve siz de tir tir titrersiniz. Dolaşımınız zayıf
Eğer elleriniz ve ayaklarınız daima buz gibiyse ancak vücudunuzun geri kalanı sıcaksa bunun altında bir dolaşım problem yatıyor olabilir. Uzmanlar, sigara alkol gibi zararlı maddelerin dolaşım üzerinde negatif etkisi olabileceği konusunda uyarıyor. Daima üşümenizin 5 olası nedeni
Uyku yoksunluğu sinir sistemi üzerinde tahribat yapabilir ve bu da beyindeki vücut ısısını etkileyen düzenleyici mekanizmayı bozabilir. Dolayısıyla uykusuzluk sizde üşüme ve huzursuzluğa neden olabilir.